Kategori arşivi: istanbul ilaçlama

UYUZ BÖCEĞİ

UYUZ BÖCEĞİ

Uyuz böceği, uyuz hastalığına yol açan bir böcek türüdür. İnsanların ve özellikle kedi köpek ve kümes hayvanları gibi canlıların derilerinden içeri girer ve kanallar açarak ilerler. Bu ilerleme sırasında yumurtalarını da deri içerisinebırakır. Uyuz böceği deri içerisine girerek şiddetli kaşıntıya ve deri döküntülerine neden olurlar. Budurumda uyuz hastalığı ortaya çıkar. Gözle görülmeyecek kadar küçük olan uyuz böcekleri tedavi olunmaz ve uzun süre canlıların üzerinde yaşar. Özellikle kedi köpekler uyuz hastalığına en çok yakalanan canlılardır. Bulaşıcı bir hastalık olan uyuz hastalığı, uyuz olan kişilerin kullandığı kişisel eşyalardan geçer. Ciddi hastalıklara ve deri alerjilerine neden olan bu haşereden kurtulmak için bireysel tedavi gerekmektedir. İnsanların en çok el parmaklılarının arasında, kollarını iç bölümlerinde, bileklerinde, genital bölgelerinde, kalçalarında ve bacaklarında görülür. Uyuz böcekleri yaşadıkları yerlere ve beslenmelerine göre farklı boyutlarda görülebilmektedir. Renkleride yaşadıkları alanlara göre değişiklikgöstermektedir. İnsanlar bu böcekleri görmekte çok zorlanırlar. Ancak deri döküntüleri, alerjik reaksiyonlar, uyuz hastalığı gibi rahatsızlıklar görüldüğünde kesinlikle sebebi uyuz böcekleridir. Ancak mikroskop yardımı ile bu hayvanları görebilirsiniz. Toplu yaşam alanlarında daha hızlı yayılan uyuz hastalığına yakalanmış olan kişilerin acilen hastalığı diğer kişilere bulaştırmadan tedavi olması gerekmektedir. Uyuz böceği bir akar türü olup ( sarcoptesscbiei) sarcoptes cinsine ait bir tür canlıdır.uyuz böceği haşereleri istanbulda her alanında görmeniz münkündür bizlerle iletişime geçiniz.

 

SİVRİSİNEK

SİVRİSİNEK

Sivrisinek çift kanatlılar takımının culicidae familyasından kan emici zararlı böceklerin ortak adıdır. Kanemmek için yaklaşırken vızıltı sesleriyle kolayca tanınan, ince uzun bacaklı narin böceklerdir. Sivrisinekler tam başkalaşımla böcekler olup 4 evreden geçerler. Suda geçen yumurta, larva pupa evreleri ile karada geçen ve ergin evre olmaktadır. Sivrisinekler doğru bilinenin aksine kışın da hangi evrede olursa olsun yaşayabilmektedir. İnsanlara birçok hastalığa sebebiyet veren sivrisinekler oldukça zararlıdır. Yumurtalarından çıkan sivrisinekler yavrularının (larva, pupa) büyüme evrelerini tamamlayabilmeleri için küçük su birikintisine ihtiyaç duyar. Bu çamurlu bir yağmur suyu, bataklık, çeltik, havuz suyu ya da teneke kapta birikmiş bir su olabilir. Sivrisinekler yumurtalarını su bulunan her yerde geliştirebilir, ancak bazı şartların sağlanması gerekir. Yumurtadan çıkacak olan larva, yetişkin bir sinek oluncaya kadar farklı evreler geçecektir. Her evrede de yavru sineğin farklı ihtiyaçları olacaktır. Kuraklık ve aşırı sıcak da yumurtaların gelişimini engelleyebilir. Gecelerisivrisinekler çoğu zaman görülmezler ve yalnızca tipik vızıltılarıyla kendilerini belli ederler. Ergin dişi ve erkeklerin besini bitki ve meyve sularından aldıkları şeker ve proteinden oluşur. Dişiler yumurta yapabilmek için kan emmek zorundadır. Sivrisinekler kan taşıdıkları için hastalık bulaştırma riskleri vardır. Örneğin sarıhumma, fil hastalığı ya da sıtma gibi parazit hastalıkları taşıyabilirler. AIDS’e sebep olan HIV ise bu canlılarda gelişme ortamı bulunmaz. Virüsler sivrisinek tarafından taşınmaz.

LAĞIM FARESİ

LAĞIM FARESİ

Adından da anlaşıldığı üzere lağımlarda yaşarlar ancak bulabilecekleri besinleri fazlalığı nedeni ile pis su giderlerinden insanların yaşadıkları ortamlara evlerin içlerine kadar girerler ve bodrumlarda yuvalanırlar. Lağım fareleri insanlar ve diğer hayvanların yumuşak olan dokularını kemirdikleri ve tehdit algıladıkları anda saldırdıkları için oldukça tehlikeleridirler. Ergin lağım faresi kuyruğu hariç 18 – 26 cm boyunda ve 200 ile 700 gr ağırlığındadır. Küt burunlu, küçük kulak ve gözlere sahip, kaba tüyleri kahverengi siyah karın bölgesi gri beyaz arası bir renktir. Lağım fareleri daha çok kanalizasyon sistemi, binaların bodrum ve alt katları ile depolarda, bina dışında ise nehir kenarında, yol boyunca toprak altında, çöp yığınları ve beton altında yuva yaparlar. Erginlerin dışkıları iki ucu küt kapsül şeklinde ve 20 mm kadar uzunlukta olabilir.2 ile 5 ayda ergin hale gelir, bir yıl yaşarlar. Farelerin gebelikleri 3 hafta sürer. Bir kesesinde 7 ile 8 yavru doğru ve yılda 3 – 6 döl verebilirler. Güçlü koku ve işitme duyularına sahiptir.12 mm den büyük aralıktan kolayca geçebililer.15 metre yükseklikten atlayabilirler. Diğer fare türlerine göre lağım fareleri daha büyük ve daha fazla yavru bırakmaktadır. Kemirmeyi seven lağım fareleri en çok elektrik kablolarını kemirdiği için de sık sık yangınlara sebep olurlar. Bu hayvandan insanların uzak durması ve yok edilmesi gerekmektedir.

KANGURU FARESİ

KANGURU FARESİ

Kanguru faresi Avustralya’da yaşayan fakat artık dünyanın hemen hemen her yerinde görülebilen hayvanlar arasında yer almıştır. Kanguru fare notomys cinsine ait 10 türün oluşturduğu kemiricilerin ortak adıdır.5 milyon yıl kadar önce bu hayvan Asya’dan Avustralya’yageçmiştir. Bu cinse ait farelerin hepsi kahverengi veya açık kahverengi olup karınları soluk gri veya beyazdır. Diğer fare türlerinden farklı olarak uzun kuyrukları ve gelişmiş ayakları vardır. Kanguru faresi ismi üstün sıçrama ve iki ayak üzerinde yürüme yetenekleri yüzünden verilmiştir. Bu cinse ait iki tür şunlardır. Soluk kanguru faresi, koyu kanguru faresi her iki türde kumlu çöllerde yaşarlar. Yaşadıkları ortamda bulunan canlıların arasında tohum ve bitkilerle beslenirler. Koyu renkli kanguru faresinin böceklerle ve hayvan artıkları ile de beslendikleri bilinmektedir. Bu farenin en ilginç özelliklerinden biri de hiç su içememeleridir. Bunu yerine suyu yiyeceklerden metabolik olarak elde ederler. Kanguru faresi yiyecek toplar ve yer altına açtıkları 1 ila 2,5 metre uzunluğuna varabilen deliklere depolarlar. Bu deliklerin ağzını gündüz vakti kapatırlar. Delikler yiyecek toplamanın yanı sıra sayıları 2 den 7’ ye varan yavruları da büyütmek için kullanırlar. Kanguru fareleri gece yaratıklarıdır ve en aktif oldukları zaman gün batımını takip eden iki saattir. Soğuk havaları sevmeyen bu hayvan genellikle kış uykusuna yatması ile bilinmektedir. İnsanların geçim kaynakları tarla ve bahçelere dadanarak büyük maddi zararlara yol açabilmektedirler.

ÇATI FARESİ

ÇATI FARESİ

Çatı fareleri boy ve yapı olarak lağım faresi ile benzerlik gösterirler. Erginleşmiş bir çatı faresi kuyruk boyu hariç 14 ile 21 cm boyunda ve 60 ile 300 gr ağırlığına ulaşabilmektedir. Sivri burunları sayesinde diğer fare türlerinden hemen ayırt edilebilirler. Çok gelişmiş bir tırnak yapısına sahip olmaları nedeni ile tırmanma konusunda oldukça yeteneklidirler. Çatı faresi binaların içlerinde çatıların yanı sıra çöp ve odun yığınları içinde ve bodrum da yaşarlar. Dışkıları tıpkı lağım faresi gibi sivrilen bir görünüme sahiptir. Çatı fareleri dört ay gibi bir süre içerisinde erginleşirler. Diğer canlıların aksine yumurtlama değil yavrulama yöntemi ile çoğalmaktadırlar. Yılda altı kez üreyebilirler. Her defasında 6 yavru dünyaya getirebilirler. Çatı fareleri kendi ebatlarından daha küçük aralıklardan geçerler. Farelerlestospirosis, selmonella, brucellosis, veba, verem, bağırsak iltihapları, tifüs, kuduz, lym ve şap gibi birçok hastalığı yayarak büyük tehlike teşkil ederler. Fareler çok hızlı hareket edebilen ve çok iyi gizlenebilen hayvanlardır. İnsanlar yıllardır bu hayvanlarla kendi başlarına mücadeleedeler. Fakat bu zeki ve bir o kadar zararlı olan farelerle uğraşamazlar. Çatı farelerinin ayakları çok küçüktür fakat güçlü tırnakları olduğu için çok yüksek yerlere çıkabilirler ve tırmanabilirler. Boyları beslenmelerine ve bulundukları ortama göre değişiklik göstermektedir. Çatı fareleri yavrularını süt ile beslerler fakat önce kendi beslenmelerini düşünürler ve insanların yaşam alanlarında yiyecek bulmak için girmektedirler.

Sinek

Sinek

Sinekler eklembacaklılar takımından çift kanatlılara verilen ortak isimlerin ortak ismidir. Sinekler başkalaşım geçiren canlılardır ve kendi içlerinde birçok türe ayrılırlar.  Dünya üzerinde 177 familyada toplam olarak 120.000 türü bulunan bu türün Türkiye de ise sadece tanımlanmış olarak 1170 türü bulunmaktadır. Sineklerin vücutları diğer böceklere oranla daha yumuşaktır çünkü diğer böcek gruplarına göre daha az sayıda kitin içerirler. Böceklerin toplamda 3 çift yani 6 tane bacakları bulunmaktadır ve bu bacakların uç kısımları çengelli bir şekilde olup bacakları komple vantuz şeklinde yapılarla kaplıdır. Bu da böceklerin ters şekildeyken dahi yapılara kolayca tutunmasını ve burada dakikalarca hatta saatlerce kalabilmesini sağlar. Sineklerin hepsi delici ya da yalayıcı ağız tipine sahiptir. Sivrisinekler delici ağız yapısına sahipken karasinekler ise yalayıcı ağız tipine sahip olan sineklere örnektir. Vücutlarına oranla çok büyük gözlere sahip olan bu canlılar oldukça geniş ve ayrıntılı bir görme yeteneğine sahiptir. Sineklerin gözleri binlerce küçük basit gözden meydana gelmiştir ve bu bütün gözler aynı anda görme kabiliyetindedir. Yumurtlayarak üreyen sinek türleri olduğu gibi direkt olarak larva doğuran sinek türleri de bulunmaktadır. Besin olarak sadece sıvılarla beslenebilen bu canlıların ağızları konik bir şekilde olup tamamen kendilerine özgü bir hal almıştır. Çok hızlı bir manevra kabiliyetine sahip olan bu canlıların boyları mikroskobik boyutlarsan 10 cm ye kadar ulaşabilmektedir.

SALYANGOZ

SALYANGOZ

Salyangozlar, yumuşakçalar (mollusca) şubesinin orthogastropoda sınıfındaki kabuklu kara hayvanlarının ortak adıdır. Salyangozlar Tatlısularda, denizlerde ve bütün çevrede görülebilen hayvanlardır. Nemli yerlerde bulunurlar ve yağışın bol olduğu ve havanın tam soğumadığı sonbahar aylarında sürekli görülürler. Vücutlarında bol miktarda su bulunduğu için soğuk havalarda donarlar. Yaz aylarında ise kuruyarak ölüler. Genellikle ot obur olan salyangozlar bitkinin taze sürgünlerini yediği için zarara sebep olabiliriler. Çiftçilerin ürünlerini salyangozlardan korumak için çeşitli yöntemlere başvurulur. Geçtikleri yerlere iz bırakmalarını sağlayan parlak renkli sümüksü bir sıvı üretirler. Kabuklarıyla gövdelerinin arasında kurumuş sümüksü sıvı, vücutlarındaki nemi kaybetmelerini sağlar. Salyangozları yağmur sonrasında görülmesi olası durumlardır. Çok fazla sıvıya ihtiyaç duydukları için yağmurlu havalarda sürü halinde gözükürler. Kışın toprak altınaya da ağaç kavuklarına girerek etkilerini azaltırlar. Yazın çok sıcak olduğunda da benzer davranışlar gösterirler. Salyangozlar genellikle otçul beslenirler fakat etçil ya da omnivor olabilir. Az sayıda oldukların takdirde toplayıp uzak bir yere götürerek ya da çok olduklarında bahçe duvarlarına sebze aralarına ağaçlara sarımsak suyu dökerek ya da sarımsak asılarak uzaklaşmasını sağlanabilir. Salyangozlar birçok hayvanın yemi olmaktan kurtulamazlar. Kuşlar, küçük memeliler, kertenkele, kurbağa, kırkayak gibi böcek türleri bazı salyangoz türleri ile beslenirler. Salyangozların zararları saymakla bitmemektedir. Taze besin köklerini yedikleri ve sıvı bıraktıkları için birçok mikrobu da beraberinde getirmektedir. Hemen hemen her yerde salyangozlarla karşılaşılabilir.

Pire

Pire

Pireler siphonaptera takımını oluşturan kanatsız, küçük kan emici 1.600 dolayında böcek türüne verilen addır. Pireler genellikle tropik ve ılıman bölgelerde yaşarlar. Fakat artık kutup bölgelerine kadar yayılmış olan bu böcek özelleştirilmiş vücut yapıları sayesinde memelilerin ve kuşların derisine tutunarak kanlarını emer, konaklarını arasında yer değiştirirken son derce tehlikeli hastalıklarıda bulaştırabilmektedir. Pire parazit canlılar arasında yer alan ve kan emerek beslendiği için özellikle insan vücudunda kızarıklık ve şişlik yapan bir haşeredir. Pire ısırığı kızarıklık ve kaşıntının yanı sıra şişliğe de sebep olan bir haşeredir. Zehirli olmayan fakat fazlasıyla bakteri taşıyan, virüs bulaştırdığı için yaptığı için hastalıklara neden olabilmektedir. Yakın tarihlerde binlerce insanın ve hayvanın ölümüne sebep olan zararlılar arasında yer alan pire haşeresi, oldukça tehlikelidir. Vebanın insanlara bulaşmasında başrolü oynayan keme piresi ve akrabaları ortaçağda Avrupa nüfusunun yaklaşık dörtte birinin ölümünden sorumlu olmuştur. Pireler dış parazitlerdir. Memelilerin ve kuşların kanlarını emerek yaşamlarını sürdürürler. Pirelerin boyları yaşadıkları ortamlara ve beslenmelerine göre değişiklik göstermektedir. Fakatboyları ortalama olarak 1,5 ile 3,3 milimetreye kadar değişiklik gösterir. Hızlı hareket edebilen pire haşeresi genellikle koyu renktedir. Köpek, kedi, tavşan, tavuk, hindi, keklik ve benzeri hayvanlarda bulunurlar. Pire haşeresi ısırdığı yerleri uyuşturmak için kullandıkları salgı kaşıntı yaratır. Alerjik reaksiyon gösterdiği takdirde deride kızarıklıklar oluşturur bu durumda kesinlikle bir hekime başvurulmalıdır..

Örümcek

Örümcek

Örümcekler Antarktika da dâhil olmak üzere dünyanın her kıtasında ve ikliminde yaşayabilen 8 bacaklı eklembacaklılar ailesine mensup böceklere verilen genel bir addır. Son olarak 2012 de yapılan bilimsel ve aritmetik araştırmalara göre 43.244 üyesi bulunmaktadır. Vücutları diğer böceklerden farklı olarak iki kısımdan oluşmuştur, baş ve göğüs birleşmiştir. Karın ise göğüs denilen bölgeye çok ince bir bel ile bağlantılıdır. Aynı büyüklükte başka bir canlının beli bu kadar ince değildir. Örümceklerin boyları 1 cm ile 35 cm arası değişebilmektedir. Çoğu örümceğin baş kısmında 3 ya da 4 tane gözleri bulunur ve bu gözlerin yapısı ve dizilişi sınıflandırmada önemli bir etkendir. Dünyanın her kıyısında yaşayabilme özellikleri ile donatılmış olan bu böceklere Everest dağının tepesindeki kayalık çukurlarda rastlamak bile mümkündür. Örümcek ailesinin tamamı karnivor beslenme türüne sahiptir. Bazı örümcekler çevrede serbest bir şekilde dolaşıp avlanırken bazı örümcekler ise örmüş oldukları ağlara tutunarak avlanma ve beslenme faaliyetlerini karşılar. Örümcekler kendileri arasında da oldukça yırtıcı hayvanlardır ve birbirlerine saldırmaktan asla çekinmezler. Örümcekler kanatsız böceklerdir ve onları diğer böceklerden ayıran en önemli özellikleri 6 tane değil 8 tane bacağa sahip olmalarıdır. Antenleri yoktur antenlerin görevini ağzının önünde bulunan pedipalpler sağlar. Üzerleri tüy alıcı tüylerle kaplıdır ve bu tüyler dokunma, tat alma ve çevreyi koklayıp araştırma görevlerini üstlenir.

Böcek İlaçlama Fiyatları

Böcek İlaçlama Fiyatları

Yaşadığımız çevre üzerinde zararlı böcek ve haşereler insan sağlığını tehdit eden yaratıklardır. Bu tür zararlılarla mücadele gerekir. Eğer bu mücadele hafife alınır veya umursanmaz ise insan sağlığına ciddi sorunlar açabilir. Bunların başında alerjik hastalıklar bulaşıcı hastalıklar solunum hastalıkları ve daha da ötesi ölüm ile sonuçlanabilecek vakalara neden olur. Bu sebepten ötürü zararlı böcek ve haşere ilaçlama bir külfet veya boşa olduğu düşünülmemelidir. Çünkü kendimizin ailemizin ve sevdiklerimiz yani kısacası insanların sağlığı önemli olup şakaya gelmez.

Böcek ilaçlama ile uğraşanlar bu sektörde var olan bu işi profesyonel hale getirmiş deneyimli tecrübeli böcek ilaçlama için gerekli ekipmanı olan uzman ekiplerle zararlı böcekler ile etkisiz hale getirip mücadele eden uzmanlardır. Böcek ilaçlama da kullanılan ilaçlar da özellikleri bakımından piyasadaki günlük ilaçlardan farklıdır bu farklılık böceklere karşıda etkisel olarak daha üstündür fakat bu durumlar göz önünde tutularsa böcek ilaçlama fiyatları da çok abartılı çok fahiş değildir aksine böceklerin ve zararlı haşerenin mal ve cana zararlı düşünüldüğünde uygundur. Ekonomimizi sarsmayan bütçemize aşmayan fiyatlar karşımıza çıkar. Tabi bu firmaların hizmet alan kişilere fiyat tarifelerini verdiklerinde karşılaştırma yapılırken fiyatlar kadar kullandıkları zararlı böcekler ile mücadele için uygulanan ilaçlar ve hizmet kalitesi önemlidir. Sağlık Bakanlığından onaylı uzman ekiplerin tercih edilmesi uygun olur çünkü böcek ilaçlamada fiyat değil etkin sonuç almak önemlidir.